Şiirler

Bir dünya hayal edin…

İçinde, Tek dilin konuşulduğu;insanlık dili.

Tek dinin hüküm sürdüğü; insanlığın dini.

Tek bir vatanın olduğu;insanlığın vatanı…

 

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. 

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, 

Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. 

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. 

Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. 

Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, 

Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. 

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, 

Neden hiç ağlamadığını anladım.. 

Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, 

Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. 

Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş, 

Çok acıttığında anladım.. 

Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, 

Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.. 

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, 

Yüreğini elime koyduğunda anladım.. 

''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, 

Sana ''git'' dediğimde anladım.. 

Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, 

Git dediklerinde gittiğimde anladım.. 

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, 

Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. 

Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman 

olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. 

Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, 

Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, 

Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. 

Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, 

Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım.. 

Sevgi emekmiş, 

Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

 

İnsanlar için ölebileceksin,

hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,

hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,

hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Nazım Hikmet RAN

Basit yaşayacaksın.

Mesela susayınca su içecek kadar basit.

Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.

Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;

tek bir düğme, tek bir cümle gibi;

sevince lafı dolandırmadan söylediğin

“seni seviyorum” gibi.

Basit bir öpücük yetecek sana;

basit sıcak bir öpücük

ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.

O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,

o öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.

Kabak çekirdeği verecek sana

rakamların veremediği mutluluğu.

El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak

en değerli kağıdın;

hep yanında taşıdığın,

atmaya kıyamadığın.

İki harekette giyiniverecek,

iki harekette soyunuvereceksin.

Kısacık olacak uyanman

ve yola çıkman arasında geçen süre;

kısacık olacak

sıcacık kollara dolanman

ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.

Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını;

bakışların bile anlatabilecek kendini.

Beklentilerin de basit olacak.

Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.

Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;

ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana

en ucuz aşk romanını.

Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.

Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.

Bir kaşarlı tost olacak aradığın

nasıl oturacağını bilemediğin sofrada;

parmakların olacak en kıymetli çatalın.

Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.

İskender’in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında.

Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana

kontrplak bir gitarda, doğru basılmış bir

“fa diyez”in mutluluğunu.

Makyajın ilk “a” sına kadar bilmen yetecek.

Temizlik kokacak en pahalı parfümün

“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde

ve çok normal olacak onu da bilmeyişin.

Tek dereden su getirmen yetecek,

bir “istemiyorum” diyebilmeye.

Ne durduğu farketmeyecek abanın altında.

Saatin, sadece saati gösterecek;

Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın.

Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan.

Basit yaşayacaksın, basit.

Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi 

basit…

Yaşamak şakaya gelmez,

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın,

bir sincap gibi mesela,

yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,

yani bütün işin gücün yaşamak olacak

NAZIM HİKMET RAN

   Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
   Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
   Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
   Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

   İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
   Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
   Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
   Kopmaz kökler salmaktır oraya

   Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
   Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
   Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
   Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

   İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
   Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

   İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
   Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

   Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
   Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
   Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
   Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

   Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
   Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
   Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
   Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

   Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
   Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına    
   Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
   Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Ataol Behramoğlu 

Her Şey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın

Kanatların çırpındığı kadar hafif..

Kalbinin attığı kadar canlısın

Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…

Sevdiklerin kadar iyisin

Nefret ettiklerin kadar kötü..

Ne renk olursa olsun kaşın gözün

Karşındakinin gördüğüdür rengin..

Yaşadıklarını kar sayma:

Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,

Sevdiğin kadardır ömrün..

Gülebildiğin kadar mutlusun

Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin

Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.

Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer

Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın

Bir gün yalan söyleyeceksen eğer

Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.

Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret

Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın

Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın

Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.

Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın

Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.

Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!

İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın

Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün

Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun

Çiçek sulandığı kadar güzeldir

Kuşlar ötebildiği kadar sevimli

Bebek ağladığı kadar bebektir

Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

Sevdiğin kadar sevilirsin…

Can Yücel

2 Responses to “Şiirler”

  1. 1
    obama approval Says:

    Enjoy ones site as its directly to the point but not technical. I’m keen on gadgets as well as anything tech connected thats the reason why i posted right here. are you carrying out some sort of up-date soon because I am engaged in your niche. I am going to return before long and even sign up to your blog. cheers.

  2. 2
    wasaga Says:

    Hi, i was just doing some browsing at work. Your Posts are Really Awesome! Where is Subscribe Button in this blog?

Leave a Reply