Eyl 02

Google'ın, e-posta servisi Gmail, eklediği bir özellikle kullanıcılara gönderdikleri bir mesajı yerine ulaşmadan 30 saniye içerisinde geri alabilme olanağını getiriyor.

Google’ın, e-posta servisi Gmail, eklediği bir özellikle kullanıcılara gönderdikleri bir mesajı yerine ulaşmadan geri alabilme olanağını getiriyor.

Gönderdiğiniz bir e-posta dolayısıyla pişmansanız geri alabilmeniz için 30 saniyeniz var. Bu süre, daha önce 5 saniyeydi.

Gmail kullanıcılarının bu özelliği değerlendirebilmek için e-posta ayarlarındaki "geri al" seçeneğini aktifleştirmeleri gerekiyor.

Gmail hesabınızda Settings'in altında Lab tabına giriyorsunuz.

Undo Send
by Yuzo F

Oops, hit "Send" too soon? Stop messages from being sent for a few seconds after hitting the send button.

Yukarıdaki özelliği Enable ettikten sonra gönderdiğiniz maillerden sonra undo diye bir seçenek çıkıyor 30 sn süresinde bu maili geri alabiliyorsunuz.

Sistem gecikmeli göndermeye yarıyor mailinizi.
 

Kaynak : http://www.cozumpark.com/forums/thread/199632.aspx

Yazan : ceyhun çamlı

Ağu 27

Arama motoru olarak ünlenen ama ardından yaptığı şirket alımları ve yeni servis sunumları ile adeta girilmedik alan bırakmayan Google şimdi de ABD ve Kanada'daki kullanıcılarına hitap eden Google Voice hizmetini yaygınlaştırmak için yeni bir pazarlama adımı attı.

Google dün yaptığı bir lansmanla Google Voice servisini Gmail ile tamamen entegre ettiklerini duyurdu Firma'nın asıl sürprizi ise Google Voice servisi için tasarlanan yeni telefon kulübelerinin tanıtımı oldu. Bir zamanlar tüm dünyada sıklıkla rastlanan ancak günümüzde sayıları gittikçe azalan eski telefon kulübelerine benzeyen bu Google Voice kulübelerinin özellikle üniversiteler ve hava alanlarına yerleştireceği duyuruldu.

Google kısa süre içerisinde tüm Amerika ve Kanada'ya yaymaya planladığı bu kulübelerden yerel ve uluslar arası görüşmelerin ücretsiz yapılabileceğini söylüyor. Firma henüz kaç adet kulübenin olacağını ve uygulamanın hangi şehirlerde başlayacağını duyurmamış olsa da amaç Google Voice hizmetini kısa süre içerisinde yaymak gibi gözüküyor.

Google'ın ses hizmeti macerası 2005 yılında VoIP firması GrandCentral'ı 95 milyon Dolar karşılığında alması ile başladı. İlk başlarda GrandCentral'ın hizmetlerinin devam ettirilmeyeceği açıklandı ve Google ses hizmetlerinden uzak bir görüntü çizdi. Ancak Mart 2009'da Google ses hizmeti sunan yeni servisi Google Voice'un duyurusunu yaptı. Sonradan anlaşıldı ki Google 4 yıl boyunca gizliden gizliye GrandCentral'ın hizmetlerini geliştirmek için çalışmıştı.

Sesli mail dökümü, SMS yönetimi gibi yeni özelliklerle piyasaya sunulan Google Voice önce sadece hali hazırdaki GrandCentral abonelerine açıldı. Sonrasında tıpkı bir zamanlar Gmail'de olduğu gibi davetiye modeliyle üye alımına başlayan Google Voice, Gizmo şirketini de aldıktan sonra 2010 Haziran'ında servisin önündeki engelleri kaldırarak ABD'de genel kullanıma açtı.

Google'ın sunduğu ve dün Gmail ile entegre ettiğini duyurduğu Google Voice hizmeti şu anda sadece ABD ve Kanada'da çalışıyor. Google Voice'da bu ülkeler içerisinde yapılan görüşmeler ücretlendirilmezken, yapılan uluslar arası görüşmeler ise dakikası 2 centten başlayan fiyatlarla gayet makul bir düzeyde ücretlendirilmekte. Asıl merak edilen soru ise bu servisin tüm dünyada ne zaman kullanılmaya başlayacağı ve Skype'a ciddi bir rakip olup olmayacağı.

http://www.turk.internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=29186

Yazan : ceyhun çamlı

Ağu 25

Barracuda Networks isimli içerik güvenliği, veri koruma ve uygulama dağıtım çözümleri firmasına bağlı olan Barracuda Labs dün 2010 yarı yıl güvenlik raporu yayınladı. Bu rapor arama motorları ve Twitter kullanım ve suç oranlarını analiz etmiş.

Barracuda Labs, Bing, Google, Twitter ve Yahoo üzerinde 2 aylık bir süre zarfında araştırma yapıldı. Analiz çerçevesinde 25.000 kadar popüler başlık ve 5.5 milyon arama sonucu incelendi. Araştırmanın amacı popüler arama motorlarının üzerindeki popüler başlıkların analiz edilmesi, sorunun boyutlarının anlaşılması ve kötü kod dağıtıcılarının kullandığı tip başlıklar tanımlanmaya çalışıldı. Çalışma bu hafta Las vegas'taki DefCON konferansı sırasında yayınlanacak.

Araştırmadan elde edilen bazı anahtar bulgular şu şekilde :
 

  • Google kötü kod dağıtımında açık ara önde. Hatta bazı başlıklar için Bing, Twitter ve Yahoo üzerinde yapılan araştırmalarda bulunan sonuçların toplamının 2 katını içeriyor. Kötü kodların % 69'u Google, % 18'i Yahoo, % 122si Bing ve % 1'i Twitter içeriyor.

     

  • Twitter üzerinde gözüken bir başlığın, Google üzerinde gözükmesi 1.2 gün, Bing üzerinde 4,3 gün ve Yahoo üzerinde gözükmesi 4,8 gün alıyor.

     

  • Kötü kodların yarısı sabah 4:00 ile 10:00 arasında dağıtılıyor.

     

  • Kötü kod dağıtıcılarının bugünlerde en çok kullandıkları 10 terim olarak NFL oyuncuları, 3 artist, 1 Playboy kızı ve Harward'ı kandıran bir kolej öğrencisi olarak bulundu.
     

Twitter'ın Kara Yüzü

Araştırma sırasında Barracuda Labs hem kanuni, hem de kötü kod dağıtan 25 milyondan fazla Twitter hesabını inceledi. analysed Araştırmanın bu bölümünün amacı, Twitter üzerinde nasıl davranıldığını araştırmaktı. Normal davranan kişilerle, suçlu hesap sahipleri karşılaştırıldılar. Nasıl davrandıkları incelendi. Burada bulunan anahtar bazı bulgular ise şu şekilde özetlendi :
 

  • Genel olarak, Twitter üzerinde aktivite yükseliyor. Kullanıcı sayısı yükseliyor. Normal Twitter kullanıcıları daha sık Tweet yapıyor ve daha aktif.

     

  • Buna karşılık Twitter üzerindeki suçlar da artıyor.

     

  • Twitter üzerindeki kullanıcıların sadece % 28.87'i gerçek kullanıcı. Twitter kullanıcılarının yarısı günde 1 kezden biraz daha az tweet yapıyor. 10 kullanıcıdan bir tanesi günde 5 ve daha fazla Tweet yapıyor. % 30 ise hiç Tweet yapmamış durumda.

     

  • 8 Twitter kullanıcısından bir tanesi takip ettiğinden 10 kat daha fazla takipçiye sahip.

     

  • 10 kullanıcıdan 1 tanesinin 100 üstü kullanıcısı var ve buna karşılık bunların yarısı 5 kişiden az kişiyi takip ediyor.

     

  • 2010'un ilk 6 ayında, Twitter suç oranı % 1,67 oldu.

http://www.turk.internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=28842
 

Yazan : ceyhun çamlı

Ağu 23

Japonya'nın, Tohoku Üniversitesi, 4 trilyon bit ile veri depolamada bir rekora imza attılar. 1 inç karelik bir alanda 4 trilyon bit veri sıkıştırmayı başaran Japon biliminsanları, bu alanda bir rekora da imza atmış oldular. Dünya rekoru, ferroelektrik depolama adı verilen bir teknolojiyle sağlandı. Veri yoğunluğu, günümüzün ileri derece manyetik sabit disk sürücülerinin 8 katına tekabül ediyor.

'Applied Physics Letters' isimli yayında belirtildiği üzere, veri kayıt cihazı, tarayıcısı vasıtasıyla ferroelektrik materyalin yüzeyi ile temas ederek verileri yazıyor. Okuma da yine aynı uç vasıtasıyla yapılıyor.

Araştırmacılar, teknolojinin, manyetk sabit disk sürücülerin yerini almasını beklediklerini ifade ediyorlar. Yeni çözümün, ihtiyaç duyulan fiziksel hacmi azaltmasına karşılık, depolanan verinin artmasına imkan tanıdığına dikkat çekiliyor.

http://www.turk.internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=29111

Yazan : ceyhun çamlı

Ağu 19

Microsoft, 34 adet güvenlik açığına işaret eden 14 adet güvenlik bülteni yayınladı ve bu güvenlik açıklarından 14’ünü kritik olarak nitelendirdi.

“SMB Pool Overflow” güvenlik açığı kurumların en önemli gündem maddesi olmalı” diyen Symantec Güvenlik Yanıt Merkezi Güvenlik Zekası Yöneticisi Joshua Talbot bunu yalnızca, saldırganların enfekte SMB sunucusuna sistem-düzeyinde erişim sağlayabilmesinin getirdiği bir tehlike olarak görmüyor. Güvenlik açığının, ayrıca, sunucu bağlanmakta olan bilgisayarların erişim yetkisi istemesinden önce oluşması nedeniyle de içerdiği tehlikeye dikkat çekiyor ve böylelikle uzak erişime izin veren ve güvenlik duvarı tarafından korunmayan bir sistemin her zaman bir riskle karşı karşıya olduğunun altını çiziyor.

“En iyi uygulama deneyimleri her zaman, SMB sunucuları gibi dosya veya yazdırım paylaşma servislerinin İnternet erişimine kapalı olmasını önerir” diyen Talbot şöyle devam ediyor: “Ancak bu gibi servisler sıklıkla yerel ağlardaki çevre sistemlere karşı korumasız haldedir. Bu nedenle siber suçlular, bu güvenlik açığından faydalanmak için mutlaka çok-katmanlı saldırılar organize etmek durumundalar. Bu tür bir saldırı, ya sosyal mühendislik kurgusu ile oluşturulmuş bir e-posta ya da internet üzerinde gezinirken gerçekleştirilen bir indirme işlemi vasıtasıyla çalışan bilgisayarının enfekte hale getirilmesiyle başlayıp, bu enfekte bilgisayarın, SMB servisinin çalıştığı aynı lokal ağdaki çevre makinalara saldırıda bulunmasıyla sona eriyor.”

“Bu tür saldırılar, SMB servisini kullanan dosya sunucularından çok daha fazlasını etkileyecektir” diyerek konunun ciddiyetine dikkat çeken Talbot son noktayı şöyle koyuyor: “Saldırganlarca seçilen dosya ve yazdırım paylaşımlarına açık iş istasyonları da büyük risk altında. Bu konfigürasyona sahip dizüstü bilgisayarlar kamusal kablosuz ağlar gibi güvenli olmayan ağlara bağlandıklarında ya da bir defaya erişimlere izin verdiklerinde, çevre bilgisayarların saldırısına uğrayabilir. Böyle bir saldırıya uğrayan kullanıcı farkında olmadan enfekte sistemini kurumun arkalarına taşır ve kurumun tüm ağını saldırıya açık hale getirecek kapıyı aralar.”

http://www.turk.internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=29084

Yazan : ceyhun çamlı